Satranç Kim Tarafından Bulundu?

Satranç
Satranç
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bu yazımızda neredeyse herkesin bildiği ve uzun zaman mesai harcadığı, düşünme gücünün fiziksel güce üstün geldiği bir oyundan yani satrançtan bahsedeceğiz. Bu oyunu kimin bulduğunu ve kimin tasarladığını öğrenmek istiyorsanız bir yere ayrılmayın.

Eski zamanlardan bugüne kadar geldiği düşünülen bir oyun aslında bu. Şöyle ki yapılan kazı çalışmalarında yaklaşık 4000 yıl öncesinde dahi duvarlarda olan kabartmalarda satranç oyununa benzer bir oyuna rastlanılmıştır.

Bu oyun hakkında ortaya çıkan ilk yazılı belgeler ise, M.S 3 veya 4. yüzyılda yaşayan Hint Hükümdarı II. Chandragupta zamanında ortaya çıkmıştır. Öncelikle oyunun adı ”Çatarunga” olmuştur. Sonra ki zamanlarda ise İran’a gelmiş ve oradan Araplara geçmiş ve Endülüs üzerinden Avrupa’ya yayıldığı söylenir.

Biraz daha derinlere inelim: İran’da bu oyun Pers hükümdarlarının zekasını ölçmek adına kullanılmış

Satrancın Kökeni

Bu oyun öncelikli olarak devlet adamlarının analitik düşünebilme becerisi ve zekalarının ölçülmesi için kullanılmıştır. Fakat tarihçi olan Renate Syed ise satrancın Hindistan’da bulunduğunu düşünüyor. Oyun ve düşünce geliştirmekten ziyade bir savaş taktiği olarak kullanıldığını düşünüyor kendisi. Örnek olarak piyadelerin köylüler olduğunu ve önden gönderildiğini, fillerin zırhlı birlikler olarak arkadan katıldığını ve bir tür strateji geliştirme amaçlı denemeler yapıldığını anlatır.

Hintlerin bulmuş olması ihtimali de şu sebepten güç kazanmaktadır. Öncelikle Hint kültüründe motif ve resim işlemelerinin yeri oldukça büyüktür. Yani savaşların halılara işlenmesi kadar zahmetli bir işi yapan kişiler satranç kadar detay gerektiren bir oyunu da bulmuş olabilir. Büyük savaşları kazanmak ve toprakların korunması adına bu şekilde bir oyun geliştirebilecekleri düşünülmektedir.

Satrancın tarihi ile ilgili değişik olan yaklaşımlarda bulunuyor:

Satranç

Net bir bilgi olmasa da satrancın tarihine dair birçok farklı görüş bulunuyor. Bunlardan birinde bu oyun, bir Brahman tarafından Şah’a hediye edilmiş ve bulan kişiye Şah dile benden ne dilersen demiştir. Oynanış sırasında ise Brahman satranç kareleri için her birine öncekinden iki kat daha fazla buğday konması gerektiğini istemiş ve oyun sona ermesine yakın bu sayı ulaşılamayacak boyutlara ulaşmıştır. Şah da Brahman’ı tebrik ederek onun ne kadar zeki ve güçlü olduğunu dile getirmiş.

Satranç taşları ülkemizden esintiler taşıyor

Satranç

Bu oyuna ait olan taşlara benzer olan türlerin Kuşhan Devleti’nin başkentinde bulunduğu söyleniliyor. Daha sonra ise buradan Hint topraklarına doğru geçiş yapmıştır. Bizim tarihimiz için önemli yere sahip olan bazı motiflerin bu taşlarda kullanıldığı görülmektedir. At, kümbet ve çadır gibi motiflerin akla gelmesini sağlayan simgeler oyun içerisinde olan taşlarda görülebilir. XI. yüzyıla gelindiğinde ise bizim adımızın kullandığı bir satranç takımı da tasarlanmış ve bu takım Selçuklulara aitmiş.

Peki oyunda neler değişti?

Satranç

Geçmiş zamanlarda bu oyunu oynayıp kazanmak pek kolay değilmiş açıkçası. Çünkü şu an bildiğimiz bazı kurallar o zaman daha farklıymış. Örneğin vezir tek kare gidebiliyor, at sadece bir kare atlayabiliyor ve uzağa sadece kale gidebiliyormuş.  Kurallar böyle olunca da oyun bir hayli zor ve hareket kabiliyeti açısından kısıtlı hale gelmiş. Daha sonrasında ise örnek olarak piyonların son kareye gelince istenen bir taşla değişmesi veya başlangıçta iki kare atlayabilmesi ve rok yapma gibi hamleler getirilerek farklı hale gelen bir oyun haline gelmiş. Bu sayede de oyun biraz hız kazanmış.

Artık sadece eski tarzda oyun oynanmıyor!

bilgisayar vs insan

1900’lerde şu an ki halini alan satranç için önceleri romantik dönem satrancı ismi verilmiştir. Bu oyun ile ilgili önemli anlardan bazılarında ise, Adolf Anderssen bir vezir ve iki kalesi olmamasına rağmen rakibini yenmeyi başarmış ve “Ölümsüz Oyun” unvanını almayı başarmıştır. Daha sonra ise Soğuk Savaş döneminde de rastlanılmıştır.

Sovyetler Birliği bu oyun özelinde oldukça fazla bir çaba göstererek uzun süre yenilmezlik kurmuştur. Fakat günün birinde onlar için önemli bir rakip onları zorlamıştır. Fakat bu rakip bir insan değildir. Bu konu ile ilgili günümüzde aklınıza bir sistem geleceğini tahmin ediyoruz. ”Deep Blue” isimli  bir bilgisayar 1997 yılında Gary Kasparov’u yenerek tarihe geçmiştir.  Şu an üretilen bilgisayar sistemleri de insanları yenebiliyor, fakat yine de bu yapıları insanlar ürettiğine göre belki de bundan sonra sonsuza kadar şah-mat olmaktan kurtuluruz.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Satranç Kim Tarafından Bulundu?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

E-Okur ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!